|
SIK SORDUĞUNUZ
SORULAR
ERKEK KISIRLIĞINDA
GENETİK İNCELEMENİN ÖNEMİ:
Son yıllarda genetik alanında ilerlemeler erkek kısırlığının nedenleri
hakkında çok önemli bilgiler elde etmemizi sağlamıştır. Seks
kromozomlarından Y kromozomu üzerindeki genlerdeki silinmeler vücut
yapısı ve fonksiyonları normal olmasına rağmen testiste sperm yapımının
azalması veya hiç sperm yapılmaması gibi duruma yol açmaktadır. Aynı
şekilde yine seks kromozomlarındaki sayı anomalileri örneğin en sık
görülen 47 XXY Klinefelter
sendromu gibi genetik hastalıkta da testis
gelişimi yetersiz kalmış ve sperm yapımı azalmış olabilir. Ayrıca
testislerden sperm taşıyan kanalların doğuştan olmaması halinde testiste
normal sperm üretimi olmasına rağmen çıkış imkanı olmadığı için menide
sperm görülmez. Bu da genetik olarak Konjenital
Bilateral Vas
Deferens Agenezisi
(CBAVD) denilen bir hastalığa bağlıdır.
Merkezimizde erkek infertilitesi için
dünyada uygulanan tüm genetik incelemeler yapılmaktadır.
PREİMPLANTASYON
GENETİK TANI İŞLEMİ NEDİR VE HANGİ ÇİFTLERDE UYGULANMAKTADIR VE
AVANTAJLARI NELERDİR?
Günümüzde genetik
hastalıklar gebelik sırasında veya doğumdan sonra tanımlanabilmektedir.
Ancak bebekteki muhtemel genetik hastalıklar
ultrasonografi, amniosentez gibi
yöntemler ile gebeliğin ancak dördüncü ayında belirlenebilmekte ve ciddi
bir anormallik saptanması durumunda gebelik 5. ay civarında
sonlandırılmaktadır. Bu durum anne ve baba adayını psikolojik ve
fiziksel olarak travmaya uğramaktadır.
Son yıllarda genetik
bilimindeki gelişmeler henüz gebelik oluşmadan, tüp bebek yöntemleriyle
laboratuvar ortamında geliştirilen
embriyolar üzerinde genetik inceleme yapılmasına ve seçilmiş olan
sağlıklı embriyoların anne adayının rahimine
yerleştirilmesine imkan tanımaktadır. Bu yönteme gebelik öncesi genetik
tanı (Preimplantasyon Genetik Tanı-PGT) adı
verilmektedir.
Gebelik öncesi
genetik tanı, anne ve baba adayından elde edilen yumurta ve sperm
hücrelerinin laboratuvar ortamında
döllendirilmesi sonucu gelişen embriyolardan bir adet hücre alınması ile
gerçekleştirilmektedir. Genetik tanı için
Floresence İn Situ
Hibridizasyon (FISH) veya
Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) adı
verilen özel yöntemler kullanılmaktadır. Doğacak bebekte
monozomi veya trizomi
(Down sendromu
ve diğer trizomiler) gibi sayısal kromozom
bozukluklarının ve tek gen hastalıklarının (Hemofili, Akdeniz anemisi,
kistik fibrozis,
muskuler distrofiler
gibi) tanısı PGT ile mümkündür. Böylece hastalık taşımayan, sağlıklı
embriyoların anne adayına transferi ile sağlıklı bebeklerin doğması
sağlanmaktadır.
Gebelik öncesi tanı:
·
Genetik veya kalıtsal
bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde,
·
Daha önce genetik
hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip çiftlerde,
·
HLA
genotyping (doku tiplemesi) yapılması amacı
ile,
·
Genetik
predispozisyon gösteren hastalıkların
tanımlamasında
·
Yardımcı üreme
teknikleri için kabul edilmiş ileri yaş grubundaki kadınlarda (37 yaş ve
üzeri),
·
Tekrarlayan erken
gebelik düşükleri olan çiftlerde,
·
Çok sayıda
uygulanmasına rağmen yardımcı üreme teknikleri ile gebelik elde
edilememiş veya düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan çiftlerde,
·
Şiddetli erkek
kısırlığı ile birlikte görülen kromozom bozuklukları veya genetik
hastalıklarda,
TALASEMİ, HEMOFİLİ VB
HASTALIKLAR DA PGT NİN ÖNEMİ NEDİR VE EMBRİYOLARDA DOKU TİPLEMESİ
YAPILMASI MÜMKÜN MÜDÜR?
Bireyler, taşıdıkları kalıtsal hastalığı değişik oranlarda çocuklarına
aktarırlar. Bu nedenle genetik hastalıkların çiftlerde ve embriyolarda
belirlenmesi çiftlerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmesi için önemlidir.
Günümüzde DNA analizi yöntemi ile çok sayıda kalıtsal hastalığın henüz
embriyo düzeyinde iken tanımlanması mümkün hale gelmiştir. Kalıtsal bir
hastalığa neden olan genetik bozukluğun tanımlanması için hastalığa
neden olan genin yapısının belirlenmiş olması gerekmektedir. Yapılan
araştırmalar sonucu B-talasemi, Hemofili,
Kistik Fibrosis,
Orak Hücre Anemisi, Muskuler
Distrofiler, Frajil
X gibi hastalıklara sebeb olan bir çok genin
yapısı belirlenmiş ve bunların genetik tanısına yönelik yöntemler
geliştirilmiştir.
Bu yöntemle merkezimizde, öncelikle anne baba ve varsa hasta çocuklara
ait kan örneklerinde genetik bozukluğun gösterilmesi için genetik
analizler yapılır. Sonrasında kalıtsal hastalık taşıyıcısı olan
çiftlerin tüp bebek yöntemi ile elde edilen embriyolarından alınan
hücrelerde hastalığa neden olan genetik yapı özel yöntemlerle
çoğaltılmakta ve taranan hastalığa ait gen bölgesi DNA analizi yöntemi
ile tanımlanabilmektedir. Sonuçta, kalıtsal hastalığı taşıyan embriyolar
elenirken sağlıklı embriyoların transferi ile genetik hastalık taşımayan
çocukların dünyaya gelmesi sağlanabilmektedir. Yapılan araştırmalar
sonucu B-talasemi,
Kistik Fibrosis, Orak Hücre Anemisi,
Hemofili, Muskuler
Distrofiler, Frajil X gibi
hastalıklara sebeb olan bir çok genin yapısı
belirlenmiş ve bunların genetik tanısına yönelik yöntemler
geliştirilmiştir.
Ayrıca; B-talasemi,
Fanconi anemisi ve lösemi gibi hastalıklarda, DNA dizi analizi
yöntemi ile sağlıklı embriyoların saptanmasının
yanısıra HLA genotyping (doku
tiplemesi) işlemi de aynı anda uygulanabilmekte ve embriyoların doku
tipi belirlenebilmektedir. HLA genotyping
yöntemiyle talasemi veya lösemi hastalığı
saptanmış çocuklara sahip ailelerde, anne ve baba ile çocuğa ait doku
tiplerinin belirlenmesinden sonra, hastalığı taşımayan embriyolar
içerisinden doku tipi hasta çocuk ile uygun olan embriyolar
seçilebilmektedir. Bu şekilde elde edilen sağlıklı gebelikler, sağlıklı
doğan çocukların kord kanı ve kemik iliğinin
kullanılması ile hasta çocuklar için tedavi sağlayıcı olmaktadır. Bu
yöntemle aile prenatal tanı işlemi
sonrasında uygulanan gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik
travmalardan da korunmaktadır. Ayrıca; gebelik öncesi tanı, hasta
kişilerin yaşam boyu karşılaştıkları sağlık problemleri, hastalıkların
tedavisindeki güçlükler ve yüksek tedavi maliyetleri nedeniyle ailelerin
sağlıklı çocuk sahibi olmalarını sağlaması ve hasta kişiler için tedavi
olanağı sunması nedeniyle çok önemli bir tekniktir.
Günümüzde yapılmakta olan çalışmalar sonucunda hastalıkların genetik
yapısının belirlenmesiyle birlikte çok daha fazla sayıda hastalığın
embriyolarda tanımlanması mümkün olacaktır.
DÖLLENEN YUMURTALARIN
(EMBRİYOLAR) RAHİM İÇİNE YERLEŞTİRİLMESİNDEN ÖNCE ANORMAL OLUP OLMADIĞI
ANLAŞILABİLİR Mİ?
Evet. Preimplantasyon genetik tanı
uygulanarak kromozom bozukluğu taşıyan embriyolar seçilip sadece sağlam
olanlar transfer edilebilmektedir.
GEBELİK OLUŞMADAN
ÖNCE GENETİK PROBLEMLER KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER VAR MI?
Evet. Preimplantasyon Genetik Tanı yöntemi
bu amaçla uygulanmaktadır. Bu yöntemle kalıtsal hastalıklar yönünden
riskli ailelerde tüp bebek işlemi uygulanarak elde edilen embriyolar
incelenip hastalık taşımadığı saptanan sağlıklı embriyolar transfer
edilmektedir.Kadın yaşının ileri olması ile (35-45 ) başarı oranı
azalmakta, gebelik elde edildiğinde ise düşükle sonlanabilmektedir.
Yaşla birlikte yumurtalarda kromozom bozukluklarının artması sebebiyle
tüp bebek tedavisi yapılacak olan çiftlerden elde edilen embriyolar
üçüncü güne ulaştıklarında biyopsi yapılmaktadır. Elde edilen bir veya
iki adet hücrenin moleküler tanı yöntemleri kullanılarak birkaç saat
içinde değerlendirilmesini takiben sağlıklı embriyolar ayrılmakta ve
transfer edilmektedir. Yaşla birlikte en çok artış gösteren ve yaşamla
bağdaşabilen kromozom bozuklukları (Trizomi
13,16,18,21,22,15,17 ve X,Y ) hakkında bilgi vermektedir. Bu
yöntemle yeterli embriyo elde edilen ileri yaş kadınlarda gebelik oranı
arttırılabilmekte ve düşük riski azaltılmaktadır.
EMBRİYOLARDA GENETİK
İNCELEME KİMLERE ÖNERİLMEKTEDİR?
Tüp bebek programına alınan her çiftte embriyoların genetik olarak
incelenmesine gerek duyulmamakta, buna karşın belirli özelliklere ve
risklere sahip olan çiftlerde bu inceleme önerilmektedir. Bu özellikler
şu şekilde sıralanabilir:
1. Genetik veya kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde,
2. Daha önce genetik hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip
çiftlerde,
3. Yardımcı üreme teknikleri (tüp bebek için kabul edilmiş ileri yaş
grubundaki kadınlarda (37 yaş ve üzeri),
4. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları-düşükleri olan çiftlerde,
5. Bir çok kez yardımcı üreme teknikleri uygulanmasına rağmen gebelik
elde edilememiş veya düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan çiftlerde,
6. Şiddetli erkek kısırlığı ile birlikte görülen kromozom bozuklukları
veya genetik hastalıklarda,
7. HLA genotyping (doku tiplemesi) yapılması
amaca ile,
8. Genetik predispozisyon gösteren
hastalıkların tanımlanması
PREİMPLANTASYON
GENETİK TANININ AVANTAJLARI NELERDİR?
1. Gebelik şansını artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır.
2. Ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır.
3. Aile, gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik
travmalardan korunmaktadır.
4. Talasemi gibi hastalıklarda doku
tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta çocukları için tedavi
imkanı sağlamaktadır.
5. Gebelik öncesi tanı; hasta kişilerin yaşam boyu karşılaştıkları
sağlık problemleri, hastalıkların tedavisindeki güçlükler ve yüksek
tedavi maliyetleri ile karşılaştırıldığında çok daha faydalı ve ucuz bir
tanı yöntemidir.
KROMOZOM ANALİZİ
NORMAL OLAN ÇİFTLERİN EMBRİYOLARINDA DA GENETİK HASTALIKLAR GÖRÜLEBİLİR
Mİ?
Evet. Çiftlerden alınan kan hücrelerinden yapılan genetik testlerde
kromozom yapısı normal bulunabilir. Ancak embriyo genetik yapısının
yarısını anneye ait yumurta hücresinden alırken diğer yarısını da babaya
ait sperm hücresinden alır. Bu nedenle vücut hücrelerinin genetik yapısı
normal olmasına rağmen bazı çiftlerde sadece üreme (yumurta veya sperm)
hücrelerinde görülebilen kromozom bozuklukları bulunabilir ve bu
bozukluk embriyolara aktarılabilir. Gebelik öncesi genetik tanı ile
embriyolarda oluşan bu tür genetik bozukluklar saptanabilmektedir.
AKRABA EVLİLİĞİNİN
GENETİK HASTALIKLARIN ORTAYA ÇIKMASINDAKİ ETKİSİ NEDİR?
Akraba evlilikleri, aralarında kan yakınlığı olan kişiler arasında
yapılan evliliklerdir. Akrabalık derecelerine göre en yakını 1.derece
akraba evliliği dediğimiz kuzen evlilikleri olup teyze, hala, amca ve
dayı çocuklarının arasında yapılan evliliklerdir. Yurdumuzda akraba
evliliği oranı % 21- 40 oranında olup bölgelere göre değişmektedir.
Genel olarak toplumda doğan her 100 çocuğun 2-3 ünde çeşitli sebeplerden
kaynaklanan anomaliler saptanır. Bu risk akraba evliliği yapmış olan
çiftlerde %4-5 oranına kadar yükselebilmektedir.
GENETİK AÇIDAN RİSK
TAŞIYAN KİŞİLER KİMLERDİR?
·
Genetik
veya kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftler
·
Daha
önce genetik hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip çiftler
·
Yapısal
olarak vücudunda anomaliler saptanan
·
Mental
retardasyonlu çocuk öyküsü
·
Cinsiyet gelişimi anomalileri
·
Gelişme
geriliği ve boy kısalığı
·
Yakın
akrabalarında (1. kuzen gibi) genetik bir hastalık öyküsü çiftler
·
Tekrarlayan düşükleri ve ölü doğumları olan çiftlerde
·
37 yaş
üzerindeki kadınlar
·
Bir çok
kez yardımcı üreme teknikleri uygulanmasına rağmen gebelik elde
edilemeyen çiftler
Bu
çiftlerde, öncelikle bir genetik uzmanı tarafından ayrıntılı aile öyküsü
alınmalı ve aile ağacı çıkartılmalıdır. Ailede düşünülen hastalık için
ve varsa önceki gebelikler için ayrıntılı bilgilerin alınması
gereklidir. Hasta çocuklar ve aile bireyleri muayene edilmeli ve gerekli
testler istenmelidir. Tüm bu işlemlerden sonra hastalığın tanısı konmuş
veya genetik neden saptanmış ise çiftlere saptanan problemler ile ilgili
ayrıntılı bilgi verilir. Genetik hastalığın neden olabileceği
problemler, sonuçları, yeni gebeliklerdeki riskler, gebelik öncesi ve
sonrasında yapılması gerekenler konusunda aile aydınlatılır. Bu işlemler
sonrasında çiftlerin yeni gebeliklerindeki riskler tekrarlama riskinin
olmamasından %100 e kadar değişebilmektedir. Çiftlerin bir kısmında
preimplantasyon genetik tanı önerilebileceği
gibi bazı hastalarda da prenatal dönemde
genetik tanı uygulanması önerilir.
İNFERTİLİTE'NİN
OLUŞMASINDA GENETİK FAKTÖRLERİN ROLÜ NEDİR?
Günümüzde çiftlerin yaklaşık %15 inde azalmış
fertilite saptanmaktadır. Bu olguların büyük bir kısmında neden
erkek infertilitesidir. Erkek
infertilisinde özellikle sperm bulunmayan
kişilerde patojenik sebep Y kromozomu
mikrodelesyonlarına bağlı sperm üretiminin
azalması veya kistik
fibrozis transmembran regülatör (CFTR)
gen mutasyonlarına bağlı oluşan konjenital
vaz deferens
yokluğu ile karakterize obstrüktif
azospermidir. Bunların
yanısıra cinsiyet kromozomlarındaki sayısal anomaliler ve yapısal
kromozom bozukluklarıda
spermatogenezde, dolayısıyla da
fertilizasyonda problemlere neden olur. Ayrıca
hipogonadotropik
hipogonadizme neden olan KAL (X e bağlı
kalıtılan Kalman sendromu), DAX1 (X e
bağlı kalıtılan
Konjenital Adrenal Hipoplazisi),
GNRHR (GnRH
sekresyonunda bozukluk) ve PC1 (prohormon
convertase 1 ) gen mutasyonları ile
Androjen Reseptör gen mutasyonları
spermatogenezis yetmezliği ile birlikte
gözlenebilir.
Ayrıca sekonder
infertil olarak adlandırılan tekrarlayan gebelik kayıpları veya
ölü doğum öyküsü olan çiftlerde bazı genetik bozukluk taşıyıcılığı
gözlenebilir.
GEBELİK OLUŞTUKTAN
SONRA GENETİK PROBLEMLER TANIMLANABİLİR Mİ?
Evet. Gebelikte uygulanması gereken bazı tarama testler mevcuttur.
(11-14 tarama testi - ikili test - üçlü test ...) Bu tarama testleri
gebelikteki genetik risk hakkında bize bilgi verir. Böyle bir risk
belirlendiğinde 11-14. haftada fetusun
eşinden biyopsi yapılarak veya 16-18 haftada bebeğin içinde bulunduğu
sıvıdan örnek alınarak bebeğin kromozom analizinin yapılması mümkündür.
Ayrıca ultrasonografi de bu konuda bize
yardımcı olmaktadır.
|